Psikomotor Gelişim

                                                                                      TEMEL KAVRAMLAR

Gelişim psikolojinin kapsamındaki konuları iyi anlayabilmek için belirli kavramları ve bu kavramların anlamlarını bilmek gerekir. Gelişim psikoloji alanında sıklıkla kullanılan temel kavramlar ve açıklamalar aşağıda verilmiştir.

Psikoloji: İnsan davranışlarını ve davranışı etkileyen etmenleri inceleyen bilim dalıdır. Psikolojinin klinik psikoloji, sosyal psikoloji, fizyolojik psikoloji, danışma psikolojisi, psikometri, gelişim psikolojisi ve öğrenme psikolojisi gibi birçok alt dalı vardır.

Gelişim Psikolojisi: Gelişim psikolojisi insan davranışında doğumdan ölüme kadar, tüm yaşamı boyunca gözlenen biyolojik ve psikolojik değişiklikleri inceler. Büyüme ve gelişme sonucu, davranış ve bilişsel sistemde ortaya çıkan değişimleri inceleyen psikoloji dalıdır. (Erden ve Akınan, 1995, Aydın 2002)

Davranış: Organizmanın yaptığı ve türlü eylemdir, başka bir deyişle, insanın zihinsel ve bedensel tavır ve hareketleridir. Bilişsel, duygusal ve psikomotor olmak üzere üç tür davranıştan söz edilebilir. Bilişsel davranış zihindeki bilgilerle ilgili olan bir davranıştır. Duygusal davranışlar duygularla ilgilidir. Psikomotor davranışlar ise insanın bedensel hareketlerini ifade eder. (Bacanlı 2002)

Gelişme: Gelişme, büyüme olgunlaşma ve öğrenmenin birbirini etkileyerek devam etmesiyle döllenmeden ölüme dek süren yaşam sürecinde bireyin geçirdiği fiziksel, bilişsel, duygusal ve sosyal değişikliklerdir. Gelişme sürekli bir süreçtir ve sadece fiziksel büyümeyi değil görev ya da özelliklerdeki gelişmeleri de içerir. Olgunlaşma ve öğrenmenin etkileşimiyle oluşan gelişme sonucu birey içinde bulunduğu dönemde kendisinden beklenen gelişim görevlerini yapabilecek düzeye gelir.

Büyüme: Organizmanın boy ağırlık ve hacim olarak artmasıdır. Görüldüğü gibi büyüme bedenle ilgili değişimleri içerir.

Olgunlaşma: Organizmanın büyüyerek kendisinden beklenen bir işi yapabilecek düzeye ulaşması sürecidir. Olgunlaşma katılım ve çevre koşulları arasındaki etkileşim sonucu bireyin olguluk düzeyine ulaşmasını sağlayan biyolojik gelişimlerdir. Olgunlaşmada öğrenmenin etkisi yoktur. Örneğin çocuk yürüme veya koşma için yeterince olgunlaşmadan bunları başaramaz.

Hazırbulunuşluk: İnsanın belli bir gelişim görevini olgunlaşma ve öğrenme yoluyla yapabilecek düzeye gelmesidir. (Başaran 2000). Hazırbulunuşluk yeni bir öğrenme ortamında, bireyin önceden sahip olduğu özelliklerin tümünü kapsar. Bireyin yaşı, gelişimi, olgunluk seviyesi, tutumu, motivasyonu ve sağlık durumu yeni öğrenme ortamında etkili unsurlardır. (Aydın 2000)

Gelişimin Görevi: Her gelişim döneminde bireyin geliştirmek zorunda olduğu sosyal beklentiler ve davranış örüntüleridir. Gelişim görevini zamanında yerine getirmesi kişiyi mutlu eder. Örneğin bir yaşına doğru çocuktan beklenen görevler birkaç kelime söyleyebilmesi ve emekleyebilmesidir.

Kritik Dönem: Gelişimde belli davranışların kazanılması gereken dönemler vardır. İlgili davranış bu dönemde kazanıldığı zaman daha sonra kazanılması çok zordur. Bu dönemlere kritik dönem denir. (Anıl Duygu, Koç Gürcu, Melihe Tuzgöl 2004 KPSS).

PSİKO-MOTOR GELİŞİM

Çocuğun gelişiminde önemli bir yer tutan psiko-motor gelişim, yaşam boy devam eden bir süreçtir. Bu ünitede psiko-motor gelişimin tanımı ve önemi, psiko-motor gelişimle ilgili öğeler, 0-12 yaş çocuklarında psiko-motor gelişim aşamaları, psiko-motor gelişimde bireysel farklılıklar ve önemi, psiko-motor gelişimin diğer gelişim alanlarıyla ilişkisi konulan ele alınmıştır.

Tanımı ve Önemi

Çocuk organizmasını, yetişkinden ayıran en önemli özellik, sürekli büyüme, gelişme ve değişme süreci içinde olmasıdır. Bu değişim süreci içerisinde çocu­ğun gelişimi, görünür ve görünmez büyümeyi içerir. Görünür büyüme, bedenin boyutlarında, biçiminde ve oranındaki değişmedir. Görünmez büyüme ise iç or­ganlarda meydana gelen değişmedir. İşte bu görünür gelişimlerden bir tanesi mo­tor gelişimdir.

Motor kelimesi tek başına "hareket" anlamına gelir. Yetişkinler gibi çocuğun da hareket etmeye ihtiyacı vardır. Çocuk doğduğu günden itibaren bu ihtiyacını gidermek için, yattığı yerden başını kaldırma, göğsünü kaldırma, ellerini, kolla­rını, bacaklarını hareket ettirme, dönme, emekleme gibi davranışları kazanır. Dü­şünülmeden, bağımsız olarak yapılan bu ilk hareketler daha sonra vücut hareket­lerine, zamanla dış uyarıcıların kontrolü ile çeşitli motor etkinliklere dönüşür. Bireyin eklem, kas ve ses tellerini amaçlı olarak kullanmasına motor hareketler denir. Çocukların motor davranışlarının gelişimi refleksler, duruşa ait hareketler, yürüme, koşma, atlama gibi beceriler şeklinde olmaktadır.

 Motor gelişim, fiziksel büyüme ve gelişme ile birlikte beyin - omurilik geli­şimi sonucu organizmanın isteme bağlı olarak hareketlilik kazanmasıdır. Kilo ar­tışı, boy uzaması ve kas gelişimine, diğer bir deyişle fiziksel gelişime paralel ola­rak hareket ve becerilerin kazanılmasında sinir sistemi ve kasların gelişimi önemli bir yer tutar. Bu becerilerin kazanılması doğum öncesi dönemde başlar ve ömür boyu devam eder.

Tüm çocukların motor gelişiminde üç genel kuraldan söz edilebilir. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:

·         Gelişim baştan ayağa doğru olup, önce baş, sonra omuzlar ve kollar ve niha­yet bacaklar ve ayaklar gelişir.

·         Hareketler merkezden dışa doğru gelişir. Beden ve omuz hareketleri bağım­sız kol hareketlerinden, el hareketleri parmak hareketlerinden önce gelir.

·         Motor gelişim belirgin bir sıra izler. Çocuk önce durur, emekler, yürür, daha sonra koşar ve oturur.

Çocuğun motor gelişimini bilmek onun eğitiminde de önemlidir. Bu durum motor gelişimde önemli olan olgunlaşma ve öğrenme ile açıklanabilir. Çocuğun yeni bir şey öğrenmesi için yeterli olgunlukta olması gerekir. Bu noktada çocu­ğun eğitiminde de motor gelişim göz ardı edilemez.

Psiko-Motor Gelişimle İlgili Öğeler

Psikomotor gelişimin yönü beyin omurilik gelişim sırasına göredir. Birey çevresindeki özel uyaranlara vücuduyla özel cevaplar verir. Böylece davranış ör­nekleri ortaya çıkar. Davranış örneklerinin belli bir olgunluğa ulaşmasında bire­yin belli gelişim öğelerine sahip olması gerekir. Psiko-motor gelişimle ilgili öğeler "dikkat, kuvvet, denge, tepki hızı ve eşgüdüm şekilde sıralanabilir. Bu öğeler, her bir becerinin temel unsurları olup, etkili olma dereceleri becerilere göre fark­lılık gösterir. (Arol Neriman, Baran Gülen, syf: 61,62)

 

PSİKOMOTOR DAVRANIŞLAR

Ruhsal nedenler ile yapılan, motifleri ruhsal olan bütün hareket ve davranışlar, psikomotor kavramı içinde incelenirler. Bu hareket grubu içi­ne bir müzik aleti çalmaktan, yürümeye,  resim yapmaktan konuşmaya kadar, birbirleri ilgili ya da ilgisiz, hareketler girer. Psikomotor hareketlerin bir kısmı, örneğin jestler ve mimikler, bilinçsiz olarak gerçekleşir. Bir kısmı ise, bilinçli ve istemlidirler. Bir diğer kısmı ise, başlangıçta bi­linçli olarak kazanılır,  daha sonra,  otomatikleşerek bilincin katılmasını gerektirmez. Örneğin araba kullanmaya başlayan bir sürücü adayı, baş­langıçta vites değiştirirken bilinçli hareket eder, ustalaştıktan sonra ise hareketleri tamamen otomatikleşmiştir.  Psikomotor hareketlerin sporda­ki önemi, iki özelliğinden kaynaklanır. Birincisi, insanların bir kısmı bazı hareketler için doğuştan özel yeteneklere sahiptirler. Bazı insanlar, bir müzik aletini çalmayı, diğer insanlardan daha kolay öğrenir veya daha güzel resim yapabilirken,   bazı daha uzağa atlayabilirler ya da daha hızlı koşabilirler.  Bu yeteneklerin önceden saptanabilmesi, gençleri belli mesleklere veya belli spor dallarına yöneltmede çok önemlidir. Psikomo tor hareketlerin sporda önemli olan ikinci özelliği, bunların öğretebilmesi ve geliştirilebilmesidir:  Burada elbette ki uygun yöntemlerin kullanılması çok önemlidir. Bir psikomotor hareketin ruhsal dayanağı ne kadar yük sekse,  onun sporcuya kazandırılması ve geliştirilmesi olasılığı o kadar fazladır. Örneğin bir futbolcuya uygun yere pas atmayı öğretmek,   ona çalım atmayı öğretmekten daha kolaydır.

Organizmanın Motor Zorlanma Şekilleri

Psiko-motor davranışlara ve bunların spor psikolojisi olan ilişkilerine geçmeden önce organizmanın motor (hareketsel) zorlanma şekillerini ta­nımak yararlı olacaktır. Organizmanın motor zorlanması 5 şekilde olur.

Koordinasyon (eşgüdüm):  «İskelet kasının belli bir amaca yöne­lik bir hareketi gerçekleştirmesi esnasında merkezi sinir sistemi ile ahenk­li işbirliğidir.»   (42).  Koordinasyonunun mükemmelliğini sağlayan faktör­ler, bu hareketin akışı ile ilgili fizik yasalar, hareketi gerçekleştiren agonist ve antagonist (birbirleri ile zıt çalışan, yani birisi kasılırken, diğeri gevşeyen)   kasların antrenmanlılık derecesi ve kulakta bulunan denge organının (vestibüler organ) adaptasyon (uyum) düzeyidir. Koordinasyo­nun mükemmelleşmesi antrenman ile gerçekleşir. Sonuç olarak, eşit de­ğerdeki bir performans, antrenmanlılarda daha az bir enerji sarfı ve dolayısı ile daha az yorgunluk ile gerçekleşir ve yaralanma tehlikesi daha azdır. Mükemmel bir koordinasyona, ancak sürekli bir yineleme ilkesine dayalı olarak yapılan antrenmanlar sonucu ortaya çıkan motorik-dinamik stereotipiler ile ulaşılır. Koordinasyonun gelişmesinde zihinsel antrenman yöntemi çok etkili olmaktadır.

Fleksibilite (Elastikiyet): «Bir veya bir kaç kasın iradi hareketlilik sınırıdır.» (42). Fleksibiliteyi belirleyen faktörler şunlardır: Eklemin yapısı, eklemi saran kas kütlesinin hacmi, kasların, tendonların, bantların, ek­lem kapsülü ve derinin gerilebilme sınırı. Fleksibilite germe antrenman­ları ile geliştirilir. Bu antrenmanlar aynı zamanda yaralanma tehlikesini (kas yırtılmaları, tendon kopmaları vs.) azaltırlar (42).

Kuvvet: «Bir kas ve kas grubunun uygulayabileceği maksimal kuv­vete kas kuvveti denir.» (6). Bir kas enine kesit alanının genişliği oranın­da güçlüdür (6). Yani harekete katılan kas fibrillerinin sayısı ne kadar çok ise, kas o kadar güçlüdür. Kas kuvvetinin artması, kuvvet antren­manları ile olur. Bu antrenmanlar ile kas kitlesinin % 300'e varan bir ge­lişmesi mümkündür (62).

Hızlılık: Organizmanın motor zorlanma şekillerinden biri olan hız­lılık aşağıdaki 4 faktör ile belirlenir:  «Tepki süresi, tek bir hareketin hı­zı, hareketin frekansı ve hareketi sürdürme hızı.»   (42).  Hızlılık antren­manları ile sporcunun hızlılık kapasitesi % 17 oranında artırılabilir (62).

Dayanıklılık:  Belli bir performans’ı mümkün olduğu kadar uzun sürdürebilme yeteneği olarak tanımlanır. (42)

Sporcu seçiminde bunların önemi şuradan ileri gelir:

1.   Bu yetenekler antrenman ile geliştirilebilirler,

2.   Ancak bu gelişme, sporcunun doğuştan kapasiteye oranla olur, yani sporcunun doğuştan sahip olduğu kapasite ne kadar yüksek ise, antrenman sonucu elde edilen kapasite artması o kadar yüksek olur,

3.   Özellikle koordinasyonun gelişmesinde psikolojik antrenman yön­temleri son derece etkilidirler,

4.   Bu yeteneklerin geliştirilmesi için yapılan antrenmanlar hem spor­cunun kişiliğine yakından bağımlıdırlar, hem de onun kişiliğini etkilerler

5.   Bu yetenekleri bir takım testler ile önceden saptamak mümkündür.  ,

 

TEMEL BİLGİLER

Psikomotor (motor) gelişim bireyin, doğum öncesi dönemden baş­layarak yaşam boyu süren, harekete ilişkin davranışlarında meydana gelen değişmeleri inceler. Bu süreci anlayabilmek, öncelikle onu etkile­yen faktörleri bilmek, ilkeleri kavramak ve gelişimin diğer boyutları ile etkileşimini görmekle olasıdır. Bu nedenle birinci bölüm temel bilgilerin aktarılmasına ayrılmıştır.

Temel Kavramlar

Zaman zaman eş anlamlı gibi kullanılan büyüme ve gelişme söz­cükleri gerçekte birbirinden farklı kavramlardır. Gelişim, büyüme, olgun­laşma, hazırbulunuşluk ve öğrenme kavramlarını içermektedir. Yapısal artışı dile getiren büyüme bedende gerçekleşen sayısal değişimleri içerir (kilo-boy artışı, beden oranlarındaki değişimler, vb.). Büyüme genellikle olgunlaşma ile eş anlamlı olarak kullanılır. Gerçekte, bu iki terimin ifade ettikleri aynı şeyler değildir. Büyüme nicelikte adım, adım gözlenebilen değişikliğe karşıt gelir. Bu değişimlerin bir nedeni olgunlaşma olabilir, fakat olgunlaşma değişimi sağlayan tek neden değildir. İnsan, döllenme­den başlayarak yaşamının farklı dönemlerinde bazen hızlı, bazen yavaş bir büyüme gösterir. Büyümenin biyolojik süreci çocuğun gelişiminde yer alan değişmelerin yapısal temellerini oluşturur (Jersild, 1968).

Olgunlaşma, kişinin daha yüksek düzeyde işlev göstermesini sağla­yacak niceliksel değişimleri içerir (Gallahue, 1982a). Olgunlaşma, bireyin kalıtım ve çevre koşulları arasındaki etkileşim sonucu belirgin olgunluk düzeylerine ulaşmasını sağlayan biyolojik değişimler olarak, tanımlanabileceği gibi; organizmanın temelindeki gizil güçlerin göreve hazır duruma ulaşması olarak da tanımlanabilir (Başaran, 1980; Gallahue, 1982a). Birey olgunluk  düzeyine bağlı olarak daha önce yapamadıklarını yapabil­meye, öğrenemediklerini öğrenebilmeye başlar. Olgunlaşma, görünüm hızı değişebilen fakat sırası değişmeyen bir süreç olarak tanımlanır. Örne­ğin, bebeğin yürümeyi öğrenme; yaşı ve geçirdiği evreler olgunlaşmanın etkisi ile ortaya çıkar. Yürümenin gelişimindeki evrelerin görünüm sırası çevresel faktörlerden etkilenmezken gelişim hızı öğrenme ve deneyimler­den etkilenir. Çocuk belli bir olgunluk düzeyinde, öğrenmeye hazır oldu­ğu için daha önceki dönemlerde belirli becerileri öğretmek için yapılan girişimler verimsizdir. Bir başka deyişle çocuk, yürüme olgunluğuna eriş­meden yürüyemez, konuşma olgunluğuna ulaşmadan konuşamaz.

Olgunlaşma, gelişimin birçok yönünde temel etmen olmakla birlik­te tek başına yeterli değildir. Yeteneklerini kullanmak, becerilerini geliş­tirmek için çocuğun büyüme ve olgunlaşmasının yanı sıra öğrenmeye de gereksinimi vardır. Öğrenme, bireyin çevresiyle etkileşimi sonucu oluşan kalıcı davranış değişmeleridir. Psikologlar öğrenmenin varlığını genel olarak aşağıdaki ölçütlere dayalı olarak incelemektedirler (Fidan, 1986): Davranışlarda değişme olmalıdır. Davranışlardaki değişme kalıcı olmalıdır.

Davranışlarda değişme bireyin çevresiyle etkileşimi sonucu (bir ya­şantı, deneyim ürünü) olmalıdır.

Gelişim İlkeleri

Yapılan araştırmalar gelişimin tüm bireyler için ortak olan temel il­kelerinin saptanmasını sağlamıştır (Jersild, 1968; Hurlock, 1978; Başa­ran, 1980; Zaichkowsky ve diğerleri, 1980; Gallahue, 1982a). Gelişimin genel niteliğini belirleyen bu ükelerden motor gelişim ile ilgili olanları aşağıda sıralanmıştır.                      

1. Gelişim, kalıtım-çevre etkileşiminin bir ürünüdür. Kalıtım bire­yin ana babasından getirdiği gizilgüçleri anlatır. Bu gizilgüçlerin üst dü­zeyi kalıtsal olarak belirlenir. Bu düzeye ulaşma derecesini ise çeşitli çevre koşulları saptar.

2.  Gelişim derece, derecece süreklidir. Gelişim bazen hızlı yavaş olmak üzere yaşam boyu sürer. İnsan gelişimini dönemlere ayırmak olası­dır. Gelişimin en hızlı olduğu iki dönem yaşamın ilk iki yılını kapsayan bebeklik dönemi ile ergenlik dönemidir.

3.  Gelişim bütün bireyler için aynı olan belirgin, sıralı, basit ve il­kelden, zor ve karmaşığa doğru bir evrim gösterir.

4. Gelişimin motor, bilişsel, duygusal, toplumsal boyutları birbirin­den soyutlanamaz, etkileşim halindedirler.

5. Gelişim, birikimli bir süreçtir. Çocuğun belirli dönemlerde belirli gelişim düzeylerine ulaşması gerekir. Aksi halde bir sonraki dönemdeki gelişim aksar.

6.  Gelişim, baştan-ayağa (cephalocaudal) ve merkezden-dışa (pro-ximodistal) bir yön izler. Bebeğin sırayla boyun, gövde kaslarını kontrol edebilmesi baştan-ayağa gelişime; bilek, el, parmak kaslarından önce gövde kaslarını kontrol edebilmesi ise merkezden dışa gelişime örnek olarak verilebilir.

7. Gelişim bütünden özele bir yön izler. Bebeğin hareketleri başlan­gıçta bütünsel ve farklılaşmamıştır. Başlangıçta, önünde duran nesneyi avucunun tümünü kullanarak yakalamaya çalışan bebek, yaşı ilerledikçe parmaklarını ve başparmağını yakalama için kullanmaya başlar. Bunda sinir sisteminin, özellikle beynin gelişip olgunlaşmasının rolü büyüktür.

8. Gelişimde bireysel farklılıklar söz konusudur. Her bireyin kendine özgü bir gelişim biçimi vardır. Bir başka deyişle, gelişim bireyseldir. Geli­şim süreci içinde tüm bireyler aynı gelişim aşamalarından geçer. Örneğin, çocuklar önce emekler, yürür sonra koşar. Ancak bireylerin gelişim hızla­rı ve bu davranışları başarmak için geçirdikleri süre farklıdır. Bu nedenle bireysel farklılıklara göre farklı eğitimin verilmesi zorunluluğu ortaya çık­maktadır.

Gelişimin Boyutları

İnsan davranışının bazı alanlara sınıflandırılması ilk olarak Bloom (1964), Bloom ve diğerleri (1956) tarafından eğitimsel amaçlan tanımlama çalışmaları sonucunda yapılmıştır. Davranışın bilişsel, duygusal, top­lumsal ve psikomotor boyutlara ayırımı, ne yazık ki insan gelişimi ve öğ­renmede bu yönlerin birbirlerinden bağımsız olarak algılanmasına neden olmuştur. İnsan davranışları, konuyla ilgili çalışma ve tartışmalara kolaylık sağlamak amacıyla birbirlerinden ayrı boyutlara ayrılmış olsa da, gelişi­min bütün boyutlarının birbirleriyle sıkı bir etkileşim gösterdiği, bu ayrı­mın yalnızca ilgili çalışmalara açıklık, kolaylık sağlamak amacıyla yapıl­dığı unutulmamalıdır. Gelişimin farklı boyutlarını açıklamaya yönelik gelişim  kuramları  vardır. Bu kuramlar insan organizması hakkındaki ger­çeklere dayanarak gelişimsel modeller oluştururlar. Böylece kuramlar gerçeklerin düzenlenmesi ve yoğunlaştırılması ile açıklayıcı bir rol oynar­lar. Ayrıca gelecek olayları kestirme olanağı tanırlar. Gelişim psikoloji­sinde var olan kuramlardan herhangi birinin herkes tarafından kabul görmesi olası değildir.   Gelişimin bütünlüğü düşünüldüğünde,   her bir kuramın gelişimin farklı boyutlarını açıklamaya yönelik olması kuramları bir anlamda eksik kılar. Ancak, gelişim kuramlarının açıkladığı boyutlar gelişimin birbirini tamamlayan parçalandır. Kuramlar arası ilişkiyi kura­bilmek kişiye belli bir bakış açısı kazandıracaktır. Bu kitapta da temel amaç motor gelişimi incelemek olmakla birlikte boyutlar arası etkileşim göz ardı edilmemeye çalışılmıştır.

Psikomotor Gelişim

Fiziksel gelişim, bedenin ağırlıkça anması ve boyca uzamasının ya­nında bedeni oluşturan tüm alt sistemlerin de büyümesini ve olgunlaşma­sını içerir. Bireyin sağlıklı olması, tüm alt sistemleri ile birlikte bedenin sağlıklı gelişmesine ve işlevlerini gereğince yapmasına bağlıdır. Fiziksel gelişini, bireyin, bedensel yapısı, sinir - kas işlevlerindeki değişim ve den­gelenme süreci ile ilgilidir Motor gelişim ise bireyin, organlarının işleyi­şini denetim altına almada gösterdiği becerikliliğin artmasıdır. Motor gelişimde duyum, sinir-kas sistemleri eşgüdüm içinde çalışırlar.  Duyumla­rın gelişimi duyu organlarının görme, işitme, dokunma, tat, koku, ısı, acı gibi duyumları yeterli düzeyde alabilme gücüne ulaşmasıdır. Motor hare­ketlerin tümünde bedenin birkaç kısmı birlikte ve eşgüdüm halinde çalış­mak durumundadır. Bu eşgüdümün gelişimi, bedenin olgunluğuna ve alıştırmalara bağlıdır. Her motor hareket belirli bir güce gereksinim duyar. Gücün artması kemiklerin, kasların büyümesi, belli oranların deği­şimi, kısaca bedensel gelişim ile sıkı sıkıya bağlantılı olduğu için genel­likle fiziksel gelişim ve motor gelişin birlikte incelenir. Motor gelişim bütün yaşam boyunca devam eden bir süreçtir; fiziksel değişim ve motor becerilerin kazanılması, dengelenmesi ve azalması sürecidir. Çeşitli sınıflandırmalar olmakla birlikte, motor gelişim, fiziksel yeteneklerin gelişimi ve hareket yeteneklerinin gelişimi olarak incelenebilir. Fiziksel beceriler, motor görevleri uygulayabilme kapasitesi ile ilgilidir ve fiziksel uygunlu­ğun çeşitli bileşenlerinden oluşur (kas kuvveti, dayanıklılık, kalp-dolaşım sistemi dayanıklılığı, esneklik vb). Hareket becerileri (sürat, çeviklik, denge, koordinasyon, güç) ise çeşitli hareket kategorilerini sınıflandırmak için kullanılan geniş anlamlı bir terimdir.

Bilişsel Gelişim

Bilişsel gelişim terimi, bilgiyi, belleği, akıl yürütmeyi, sorun çözme­yi, kavramları ve düşünmeyi; bir başka deyişle öğrenmeyi ve anlamayı içe­ren zihinsel etkinliklerin gelişimini kapsar (Yavıızer, 1992). Kişinin dav­ranışlarını anlatan genel ve geniş bir kavramdır. Gelişimi anlayabilmek için zihnin işlevlerini tanımak gereklidir. Öğrenme, iş yapabilme, uyum, dil gelişimi, algısal gelişim, kavram geliştirme, sorun çözme yeteneğinin gelişimi, yaratıcılığın gelişimi bu işlevlerden bazılarıdır. Piaget zihinsel gelişimin niteliksel evreleri ile ilgili bir kuram geliştirmiştir. Bu kuramda zihinsel gelişimi dört büyük döneme ayırarak incelemektedir (Günçe, 1973). Bu dönemlere ilişkin bilgiler Tablo 1'de sunulmuştur.

Duygusal Gelişim

 Duygu, dış ya da iç çevreden gelen etkilerin, bireyde haz ya da elem türünden izlenimler yaratması olarak tanımlanabilir (Başaran, 1980). Birey bazı duygusal davranış biçimleriyle birlikte dünyaya gelir. Duygusal gelişim olgunlaşma ve öğrenme sonucu oluşur (Yavuzer, 1992). Bu nedenle farklı olgunluk düzeyindeki bireyler arasında duygusal açıdan da farklılıklar vardır. Kişi çevresiyle etkileşimi sırasında az veya çok haz ve elem yönünde bir duygunun içindedir. Başaran (1980), duygulan üç bölüm altında toplamaktadır. Bunlar:

1.  Saldırgan davranışlara yönelten duygular: Öfke, kıskançlık, nef­ret, düşmanlık gibi,

2.  Yasaklayıcı ve savunucu davranışlara yönelten duygular: Korku, üzüntü, sıkıntı, hüzün, keder, bıkkınlık ve şiddetten korkma gibi,

3.  Sevindirici davranışlara yönelten duygular: Sevgi, şefkat, mutlu­luk, haz, zevk ve merak duyma gibi.

Pek çok duygu okulöncesi çağda gelişir. Okula başladıktan sonra ergenliğe kadar duygu biçimlerinin giderek arttığı ve farklılaştığı görülür. Gelişim süreci içinde duygusal tepkilerin nedenleri de farklılık gösterir. Örneğin, ilk çocukluk döneminde öfke güncel olaylarla ilgili çatışmalar­dan doğarken, ergenlik döneminde öfkenin nedenlerinin başında toplum­sal etkenler gelir (Yavuzer, 1992).

Toplumsal Gelişim

Kişinin kendi çevresi veya kültürü içinde yaşayanlar gibi davran­mayı öğrenmesi toplumsal gelişimin sonucudur. Kişi, bütün yaşamı bo­yunca toplum içinde yaşamak zorundadır. Bireyin başkalarıyla iyi ilişki­ler kurmasında, toplumsal kurallara uymasında, sorumluluk yüklene­bilmesinde, başkalarına yardım etmesinde, haklarını kullanabilme inde toplumsal gelişimin etkisi vardır. Toplumsal gelişim "kişinin sosyal uyarıcıya, özellikle grup yaşamının baskı ve zorluklarına karşı duyarlık geliş­tirmesi, grubunda ya da kültüründe başkalarıyla geçinebilmesi, onlar gibi davranabilmesidir" (Yavuzer, 1992, s.49).

Gelişim Dönemleri

Gelişimi dönemlere ayırarak incelemek, pratik nedenlerle gereklidir. Genelde doğum öncesi ve doğum sonrası olmak üzere iki ana dönemde in­celenen gelişim, aşamaların kolay anlaşılabilmesi için bazı alt evrelere de ayrılır. Bazı bilim adamlarının gelişimi incelerken ele aldıkları dönemler aşağıda verilmiştir.

Gelişimi, belirli dönemlerde üstlenilmesi ve başarılması gereken bir dizi görev olarak ele alan Havighurst (1972) altı temel gelişim dönemin­den söz etmekte ve bunları:

Bebeklik ve İlk Çocukluk Dönemi (Doğum-5 yaş) Orta Çocukluk Dönemi (6-12 yaş) Ergenlik Dönemi (13-18 yaş) İlk Yetişkinlik Dönemi (19-29 yaş)

Son Olgunluk Dönemi (61 yaş ve yukarısı) olarak adlandır­maktadır.

Gelişimi Etkileyen Faktörler

Gelişim kalıtım ve çevre arasındaki etkileşimin ürünüdür. Çocuğun gelişimi, önemli derecede onu dünyaya getiren ilk hücre tarafından belir­lenir. Çocuğun kalıtsal yetenek ve sınırlılıklarını göz önüne alıp, kapasi­tesinin üzerinde beklentilerden kaçınmak gerekir. Kalıtım ve çevre et­menleri arasındaki etkileşim aslında doğumdan, önce başlamaktadır. Genotip ve fenotip kavramları, insan yapısında açığa vurulan ve vurulma­yan özellikleri belirtmek için kullanılır. Genotip kavramına bir kişinin ka­lıtımsal yapısını meydana getiren bütün elemanlar yani tüm genetik dona­nımı girer. Fenotip ise kişinin açığa vurulmuş tüm nitelik ve özelliklerini kapsar ve kişinin kalıtımsal güçlerinin hangi ölçüde ve ne dereceye kadar gerçekleştiğini belirtir. Kişinin fenotipi: 1) ana rahmine düştüğünde döl­lenmiş yumurtadaki kromozom, genler ve gen dizilimleri 2) bu elemanlar arasındaki etkileşim (baskın genlerin zayıf genler üzerindeki baskısı veya birden çok gen faktörünün işe karışması) 3) doğumdan önce ve sonra çevrenin etkisinin ürünüdür (Jersild, 1968).

Gelişimi İnceleme Yöntemleri

Gelişimin incelenmesinde yöntem, uzmanlar için her zaman sorun olmuştur. Her yaş düzeyindeki tüm davranış biçimlerini inceleyen tek bir yöntemden söz etmek mümkün değildir. Dolayısıyla insan davranışlarını incelerken farklı yöntemlerden yararlanmak gerekir.

Boylamsal ve kesitsel yaklaşım davranışı incelemede temel iki yöntemdir. Motor gelişim araştırmaları, motor davranışlarda zaman süreci içerisinde meydana gelen değişiklikleri incelemeyi amaçladığından boylamsal çalışmalar pek çok açıdan daha uygun gibi görünmektedir. (Gallahue, 1982a).

Gelişimi İncelemenin Önemi

Bireye evde, okulda, oyun alanında, spor tesisinde bir şeyler öğretilecekse gelişimin temel süreçlerini anlamak gerekmektedir. Bireyi anlamak için yalnızca kişisel deneyimler yeterli değildir. Bilimsel veriler bu anlayışın temelini oluşturmalıdır. Çocuğun bilişsel, duygusal, toplumsal, motor boyutlarda hangi yaşta neleri yapabileceği, neleri yapamayacağı bilinmelidir. Kısaca bireyin hazır olup olmadığının bilinmesi, belirli zihinsel, duygusal, toplumsal ve motor becerilerin ne zaman öğretilebileceğinin bir göstergesidir. Bireyin gelişim yönünün bilinmesi ne tür zihinsel, duygu sal, toplumsal ve motor deneyimlerin onun gelişimini zenginleştireceği konusunda doğru kararlar alınmasında yardımcı olur.

Yukarıda belirtilen yaşa bağlı davranışların anlaşılmasının yanısıra, gelişimsel olarak kızlarla erkekler arasındaki zihinsel, toplumsal ve motor becerilerin kazanılmasındaki farklılıkların bilinmesi de aynı derecede önem taşır. Cinsiyet farklılıklarından haberdar olmak uygun öğrenme de­neyimlerinin hazırlanmasında yardımcı olacaktır.

Bireyi bir bütün olarak tanımak motor, bilişsel, toplumsal, duygusal özelliklerin tümünün cinsiyete ve yaşa göre anlaşılması konusunda yarar sağlamakla kalmayacak aynı zamanda bunların nasıl öğretileceği konu­sunda da yardımcı olacaktır. (Aşçı Hülya, Gökmen Hülya, Karagül Tozsu, syf: 1,5)

PSİKOMOTOR GELİŞİM

Fiziksel yapıda ve sinir kas işlevlerindeki değişim süreçlerini kapsar. Motor gelişim terimi ile psikomotor gelişim terimi sık sık birbirinin yerine kullanılır. Psikomotor gelişim, yaşam boyu devam eden bir süreç olup motor becerilerde azalma ya da yeni bir becerinin kazanılması gibi tüm fiziksel değişmelerle ilgilenir. Çocukların motor gelişimi, hareket yeteneklerinin gelişimi ve fiziksel yeteneklerin gelişimini kapsar. Bu konu üçüncü bölümde geniş olarak ele alınmaktadır. Tablo 1'de yer alan fiziksel yetenekler ya da motor yetenekler, fiziksel uygunluk unsurlarını (kas kuvveti, kas dayanıklı­lığı, kalp-solunum dayanıklılığı ve esneklik) ve motor uygunluk unsurlarını (hareket hızı, çeviklik, koordinasyon, denge ve çabuk kuvvet) birleştirmek için kullanılan terimlerdir (Gallahue 1982).

Motor Gelişimle İlgili Temel Kavramlar

Hareketi etkileyen yaş, cinsiyet gibi biyolojik ve kuvvet, denge, es­neklik, hız, dayanıklılık gibi mekanik faktörlerin önemini belirtmek için kullanılan "motor"terimi çoğu zaman psikomotor, algısal motor, duyumotor, motor öğrenme, motor kontrol ve motor gelişim terimlerinde olduğu gibi, bazı terimlere eklenerek kullanılır. Beden eğitimciler, özellikle motor süreç­ler üzerine odaklaşarak, "motor"terimini ön ek olarak kullanmaya eğilim gösterirlerken psikolog ve eğitimciler psikomotor, algısal ve duyu motor terimlerinde olduğu gibi son ek kullanmaya eğilim gösterirler. Bu alanda yaygın olarak kullanılan terimler aşağıda açıklanmıştır (Gallahue 1982).

Form (Hareket şekli)

İki ya da daha çok hareketin bir sıra içinde düzenlenmesiyle ortaya çı­kan model olarak tanımlanır. Örneğin, tenis topu fırlatırken omuzların, kol­ların, gövdenin ve bacakların hareketlerinin düzenlenmesiyle ortaya çıkan fırlatma, fonu olarak isimlendirilmektedir (Cratty 1973, Wickstrom 1977). Hareket modeli (bir hareketin yapılmasında ya da performansın ortaya konmasında gerekli olan nörolojik süreçlerin dıştan gözlenebilir niteliğini ifade etmektedir), motor model (bir hareketin yapılmasında ya da perfor­mansın ortaya konmasında gerekli olan içten gelen  nörolojik süreçleri, yani denge, hız, kuvvet, esneklik gibi biyolojik ve mekanik süreçleri ifade eder) benzer anlamda ancak, farklı özellikleri vurgulamak için kullanılan terimler­dir (Wickstrom 1977).

 

Performans

Yapılan bir hareketi ya da hareketin sonucunu belirtmek için kullanı­lır. Performans hareketin ölçülebilen bir özelliğidir ve genellikle süre ya da mesafe olarak belirtilir (Cratty 1973, Wickstrom 1977). Örneğin, durarak uzun atlama performansı mesafe, koşu hızı ise süre olarak belirtilir.

Form ve Performans

Hareket şekli ve performans arasında olumlu bir ilişki olduğu ve olgun hareket şeklinin performansı artırdığı düşünülmektedir (Cratty 1973, Wickstrom 1977). Ancak, aynı hareket şeklini kullanan çocukların farklı performans göstermeleri, performans üzerinde hareket şeklinin tek etken olmadığını ortaya koymaktadır. Aynı hareket şeklini kullanan çocukların performanslarında görülen bu farklılıklar, hareket hızı, kuvvet, tepki süresi, el-göz koordinasyonu, esneklik gibi faktörlerden kaynaklanabilmektedir. Bu faktörler yönünden ileri düzeyde bulunan bir çocuk olgun hareket şekline sahip olmasa da, bu faktörler yönünden yeteri derecede gelişmemiş, ancak olgun hareket şekline sahip olan bir çocuktan daha yüksek performans gös­terebilir. Böylece, olgun hareket şeklinin performans üzerinde etkili olan bir çok faktörden sadece bir tanesi olduğu kabul edilmektedir (Cratty 1973, Wickstrom 1977, Kephart ve Godfrey 1973).

Hareket

Vücudun herhangi bir parçasındaki ya da tüm vücudun pozisyonunda­ki değişmedir (Cralty 1973, Wickstrom 1977).

Temel Beceriler

2-7 yaşlarında ortaya çıkan, spor ve gelişmiş aktivitelere temel oluştu­ran koşma, yakalama, zıplama, atlama, fırlatma, sekme, topa ayakla vurma gibi hareketler temel beceriler olarak isimlendirilirler (Cratty 1973, Gallhue 1982, Kephart ve Godfrey 1973).

Motor Beceri

Beceri deyimi, bir konu hakkında deneyimli olunduğunu ve düzgün bir hareketin yapıldığını ifade eder. Böyle bir eylem, öğrenmeyi gerektirir. Örneğin, yürüme ve koşma bir yetişkin için değil, ancak 18 aylık bir çocuk için becerili bir harekettir. Böylece, motor beceri, "deneyim ve öğrenmenin etkisi ile doğru olarak yapılan bir ya da bir grup hareket  "olarak tanımlan­maktadır (Gallahue 1982).

Motor Öğrenme

Deneyim ile bir hareketin öğrenilmesine bağlı olarak performansta meydana gelen ilerlemeyi ifade eder. Motor öğrenme teriminin kullanılması için, performansın, öğrenmenin bir sonucu olarak ilerlemesi gerekir (Cratty 1973, Kephart ve Godfrey 1973).

Spor Becerileri

Temel becerilerin gelişmesini ve özelleşmesini içerir. Örneğin, golf oynamak, özel bir spor becerisi gerektirir. Bu spor branşının, çocukluk ça­ğında kazanılan, topa vurma becerisinin ergenlik ve yetişkinlik çağındaki bir uzantısı olduğu düşünülmektedir (Cratty 1973, Kephart ve Godfrey 1973, Wickstrom 1977).

  MOTOR GELİŞİMİN ALANLARI

Çocuğun günlük aktivitelerindeki hareket modelleri 2 büyük kategori­de toplanırlar.

1.  Büyük Kas Hareketleri (Bedeni kullanma)

2. Küçük Kas Hareketleri (Obje kullanma)

Büyük kas hareketlen, başka bir deyişle kaba motor beceriler, geniş kasların kullanımını

Yorum Yaz