DAĞCILIK

2008-06-27 01:20:00
    Dağcılık,dağa tırmanma sporudur .Zevkli ve şartlara göre tehlikeli olan bu spor için çalışmalar 1920 yılında başlamıştır Dağcılık Türkiye’de bu tarihte başlamasına rağmen asıl geçmişi 1700 lü yıllara dayanmaktadır.

       Birinci Dünya Savaşı sonrası dağcılık daha çok bir askeri hareket olarak uygulandı. 1924 de albay Cemil Cahit Bey (General Toydemir) subay ve erlerden kurulu ekibiyle Erciyes Dağı’nın doğusundan doruğa çıktı. Ekip,doruğa çıkışlarını belirtmek için  bir sigara tabakası içine adlarını yazdıkları bir kağıt bıraktı.1928 de Evgen  Ritter başkanlığında üç alman dağcı aynı doruğa çıkıp albay Cemil Cahit Bey ve ekibinin adlarını sigara tabakasından alarak kendi imzalarıyla beraber getirdikleri bir doruk defterine yazdılar Bu tarihten sonra doruğa çıkan dağcılar imzalarını bu deftere atmaya başladılar.

       Daha sonraki yıllarda bazı askeri birlikler Ağrı Dağı’na denediler.1926’da kurulan “Dağcılık talimgahı” yurdumuzda açılmış ilk dağcılık okulu oldu. Erciyes Dağı’na tırmanışların ardından 1925 te Dr. Osman Şevki Bey’ in önderliğinde Uludağ’a tırmanış gerçekleşti .Bu tırmanışın ardından birçok yabancı dağcıda Uludağ’a tırmandı.

       Dağcılık sporunda önemli gelişmeler 1930 lu yıllarda gerçekleşti. İlk dağcılık kulübü döneminin İstanbul Valisi Muhittin Üstündağ tarafından “Türk Yürüyücülük Dağcılık Kış Sporları Klübü” adıyla kuruldu(1933).Bu klübün adı daha sonraları “Tenis Eskrim ve Dağcılık Klübü” olarak değiştirildi. (1970) Dağcılık sporundaki gelişimin sürdürülebilmesi için  1977’ de Dünya Dağcılar Birliğine (UIAA) üye olundu. İstanbul Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi gibi Üniversite ve spor kuruluşları gösterdikleri etkinlikler ve gerçekleştirdikleri yayınlarla Türk Dağcılık sporunun gelişmesinde etkin rol oynadılar. 1982 de dağcılık faaliyetlerini yoğunlaştırmak  amacıyla çıkılan her dağa birer Atatürk Büstü koyma çalışmaları başlatıldı.    

                                              Temel Kurallar                                                  

      Dağlarda hava birdenbire bozabilir,yağmur,kar yağmaya başlayabilir,sis ve karanlık basabilir,soğuk ve fırtına dağcıyı bitkin duruma sokar.

       Hava ne kadar güzel olursa olsun,kar,buz ve kayaların durumu ne kadar elverişli olursa olsun dağcı yola çıkarken en kötü hava koşullarını düşünerek gereken giysileri,gereçleri yanına almalı ve fiziki yönden hazır olmalıdır.

       Örneğin dağcı çok güzel bir havada çıkışa başlar fakat yarı yolda hava bozabilir,kar yağmaya başlar,görüş uzaklığı çok azalır,soğuk ve fırtına dağcıyı dondurur.

       En küçük bir iğne deliği bile dağcının zor durumlar yaşamasına neden olabilir. Bunlardan dolayı en küçük ayrıntı bile gözden kaçmamalıdır.

       Dağcının giysileri hafif ve sıcak tutucu türden olmalıdır. Dağcılar için en iyi giysiler yün olanlarıdır. Yün son derece az su tutar,pamuk ise ıslanırsa dağcıyı
üşütür.                                                                                                            

      Yüksek dağlarda tırmanış ve solunum nedeni ile hayli su kaybedilir. Yüksek dağların havası kuru ve hava basıncı düşüktür. Hava basıncının düşüklüğü solunum sayısını arttırır.

      Örneğin 7-8 saatlik bir tırmanışta 2-5 litre arası su,5-15miligram arasında tuz kaybedilir. Bu yüzden su ve tuzun yenilenmesi özellikle gözetilmelidir.

      Yurdumuzun dağlarında özellikle sıcak yaz günlerinde güneş ışığı çok şiddetli ve yakıcıdır. Hava ne kadar sıcak olursa olsun soyunmak doğru değildir. Hem gereksiz ısı kaybedilir,hem güneş yanığı olur.

     Dağcılar eşyalarına da dikkat etmelidirler. Molalarda çantalarını sağlam yere koymalı, tırmanırken de  çantasının ağzını sıkı kapatmalıdır. Yoksa içindeki eşyalar dökülür.

Dağcılıkta Kullanılan Araç ve Gereçler

  Ayakkabı: Dağcının en önemli eşyasıdır .Dağcının her şeyden önce çok iyi ve sağlam bir çift ayakkabısı olmalıdır Dağ ayakkabıları sağlam, su geçirmeyen ,deriden ve olabildiğince az dikişli olmalıdır.

Tozluk: Normal turlarda ayakkabının içine toprak ,ufak taş parçaları ve kar girmemesi için bileğin biraz üstüne kadar tozluk kullanılır. Çok karda kısa tozluklar uygun değildir. Bu nedenle dize kadar olan tozluklar kullanılır.

Pantolon: Dağ pantolonu sağlam bir kumaştan yapılmış olmalıdır.

Gömlek Kazak ve İç Çamaşırları: Kazak ve gömlekler iyi ısıtıcı türden ve yeteri kadar uzun olmalıdır. İç çamaşırında teri az tutucu  yani yün olmalıdır.

Anorak (rüzgar ceketi): Su geçirmeyen poplin ya da sentetik kumaştan yapılır. Çift katlı, başlıklı,birkaç cepli ve yeteri kadar uzun olmalıdır. Son zamanlarda aşırı soğuğa karşı  çok iyi koruyucu dağ ceketleri satışa çıkarılmıştır.

Geceleme Torbası: İki ya da üç kişinin içine sığabileceği büyüklükte,su ve rüzgar geçirme-

Yen,sentetik kumaşlardan yapılmış,üç tarafı dikili ve ağzı açık bir torba biçimindedir. Ağzı büzülebilir ve ayrıca birde kapağı vardır. Ağırlığı 500gr.dır.Bu torbayla karların üzerinde yatabilir ve yağmur,kar fırtınası içinde geceyi geçirebilirler.

Uyku Tulumu:İçerisi kuştüyü ya da sentetik yünle doldurulmuş çift katlı torbalardır. Boydan boya uzanan bir fermuarı vardır. Uyku tulumlarının en çok ısıtanı kuş tüyünden yapılmış olanlarıdır.

Hamak: Son zamanlarda kaya tırmanışları yapan dağcılar,  gecelemek için  duvara sikke çakarak ve bunu hamağa bağlayarak yatar.

Eldiven: ‘ler yünden,polar ve grotexten yapılır. Çok önemli bir eşyadır. Mutlaka yedeği bulunmalıdır. Aşırı soğuklarda üst üste iki eldiven giyilmelidir.

Alın Lambası: Başa takılan, döndürülüp ayarlanabilir, ayrı bir lambası vardır.

Çorap: Çoraplar yünden örülü ve dizi geçecek uzunlukta olmalıdır. Yün çorapların büyük bir çoğunluğu ayakları vurur, yaralar ve yürüyüşe engel olabilirler. Bu nedenle kalın yün çorapların altına ince naylondan yapılmış kısa bir çorap giymek çok yararlıdır.

Başlık: Dağcılar için en büyük tehlikelerden biri de yukarıdan düşen kaya parçalarıdır. Başı ve kulakları korumak için yapılmış dağ başlıkları vardır. Bunlar çoğu kez hayat kurtara bilecek şekilde etkili olurlar.

Gözlük: Yüksek dağlarda ultraviolet  ışınları çok fazladır, ayrıca buz ve karda şiddetli yansıma nedeni ile bu ışınların etkisi artar .Gözlük bu ışınlara karşı korur.

Sırt Çantası: Eski tip sırt çantaları artık kullanılmaz olmuştur. Yeni tip sırt çantalarında ise ağırlık merkezi olabildiğince yukarıdadır.

Tırmanma Çantası:  Sırt çantalarından çok daha küçük ve hafiftirler. Tırmanırken bir yere takılmasın diye dış cepleri yoktur. İçinde bütün eşyalar bulunan sırt çantası kamp yerinde bırakılır. Onun yerine içinde en gerekli eşyalar bulunan bir tırmanma çantası alınmalıdır.

Dağ İpleri:Sentetik liflerden yapılan ipler kopmaya karşı çok dayanıklıdırlar,uzayabilme olanakları büyüktür,ıslağın ve soğuğun bu ipler üzerinde hiçbir etkisi yoktur ve ağırlıkları azdır.

Normal Dağ İpleri:40m.dir ama ipin uzunluğu çıkışın zorluğuna göre değişir. Son derece zor çıkışlar için 80-100m arası ipler gerekir.

Buz Kazması:Önemli gereçlerden birisidir. Buzlu yamaçlara tırmanırken,buzul üzerinde yürürken basamak açmak ve güvenlik için kullanılır.

Sikkeler:Baş bölümlerinde karabinaya geçecek bir delik bulunur Buz ve kaya sikkeleri olarak ikiye ayrılır. Kaya sikkeleri genellikle yumuşak deriden yapılmıştır. Son zamanlarda yüksek kaliteli ve metalden yapılmış paslanmaz sikkeler vardır. Buz sikkeleri kaya sikkelerinden daha uzun ve büyüktür. Buz çok sertse çekiçle hafifçe çakılarak sikkenin ucu buza tutturulur ve deliğine sokulan çekiç ucu yardımı ile sikke döndürülerek buza iyice saplanır .Buz sikkeleri az sayıda ve kuvvetli vuruşlarla çakılmalıdır. Isınmış bir sikke buzu eriterek tehlike yaratır.

Karabinalar:Mandalına basınca açılan bırakınca kendiliğinden kapanan halkalardır Karabinaların çekiş gücü üzerinde yazar.3400kg.lık bir çekişe bile dayanan karabinalar vardır.

İpli inişlerde ve çeşitli kurtarma çalışmalarında kullanmak için vidalı karabinalar vardır. Bunlarda vida sıkıştırılınca artık vidanın açılma tehlikesi kalmaz. Çıkışın güçlüğüne göre alınacak karabina sayısı değişir .Örneğin çok zor bir çıkışta otuz kadar karabinayı taşımak gerekir.

Krampon:8-10-12 dişli olmak üzere değişik biçimde buz kramponları vardır. Buz kramponlarının ökçe ve tabanları ayrıdır .Bunlar isteğe göre ayarlanabilirler. Buz kramponlarının kenarlarında bulunan halkalardan geçirilen fitil biçimindeki perlon ya da kayış bağlarla ayakkabıya bağlanır. Kramponların uçları sivri ve keskin olmalıdır.    

      Ayrıca pusula,harita,saat ,termos, alimünyum kaplar,tuz,su vs....dağcının gereçleri arasındadır.                     

 

 

                        Tırmanma Tekniği

İki  türlü kaya tırmanışı vardır. Bunlar serbest (doğal) ve Yapay tırmanıştır.

            Doğal Tırmanış

Doğal tırmanışta dağcı kayalara serbest olarak tırmanır. Tutamak ve basamakların olmadığı yerde sikke kullanılır. Sikke kullanınca güvenlik açısından bir şey fark etmez. Doğal tırmanış genel olarak  2’ye ayrılır. Duvar tırmanışı ve Baca tırmanışı’ dır.

Duvar Tırmanışı:Tırmanışa başlamadan önce çıkış yolu iyice gözden geçirilmeli, kayanın yapısı  incelenmelidir. Tırmanırken de dağcının gözü mutlaka ileride olmalı, tutamak ve basamaklara dikkat etmelidir. Dağcı inişi garantiye aldıktan sonra tırmanmalıdır. Ayrıca sakin ve kendine güvenerek ilerlemeli, düşünerek, düzgün bir tempo içinde sert hareketlerden kaçınarak tırmanmalıdır

Duvar tırmanışında normal olarak kullanılan yöntemler şunlardır.

            1- Dik Yükleniş   2- Yapışma  3- Karşıt Baskı

                        DUVAR TIRMANIŞININ ANA PENSİPLERİa-Tırmanırken 3 noktaya dayalı biçimde yükselmelidir. Daima 2 kol 1 ayak ya da 2 ayak 1 el sağlam olarak tutamak ve basamaklarda bulunacak biçimde tırmanılmalıdır. Tırmanırken gövdenin birden fazla organı asla hareket ettirilmemelidir. Örneğin elin biri yeni bir tutamak aramak için yukarı doğru kaldırılırken, diğer el sağlam bir tutamakta olmalı ve iki ayak da yine sağlam biçimde basamaklara dayanmış bulunmalıdır. Bunun yanında bir ayak yukarı kalkarken iki el sağlam olarak tutamaklarda bulunmalı, diğer ayakta eski yerinde sağlamlığını korumalı ve ancak öbür ayak yeni bir basamağa ulaştıktan sonra bu ayak da yukarı çekilmelidir .Bu kurala uyulmazsa dağcı düşebilir.

            b-Gövde daima kayadan uzak kalmalı, kayaya yapışmaktan sakınılmalıdır. Tutamakları ararken kollar çok yana açılmamalı ve çok yukarı kaldırılmamalıdır. Aksi yapılırsa gövde çok gerilir ve kayaya yapışır. Böylece gövde için ideal tırmanış şekli kaybolur.

            c- Yukarıdaki tutamakları yakalamak için hiçbir zaman sıçramamalıdır. Yoksa denge bozulur.

            d- Sağlamlığı kontrol edilmeden önce hiçbir tutamak ve basamak kullanılmamalıdır. Tutamakları kontrol etmek için el ayası ile tutamağa birkaç vurulur ya da tutularak hafifçe çekilir .Basamaklar ise ayakla dürtülerek kontrol edilir.

            e-Bacaklar çok yukarı kaldırılmamalıdır. Çünkü çok aşağıda kalan diğer bacak yukarı çekilirken vücut sarsılır ve tırmanış stili bozulur. Ayrıca tırmanırken dizleri kullanmaktan mümkün olduğunca kaçınılmalıdır.

            f- Ayaklar basamaklara tabanın iç ya da dış bölümleriyle değil sadece ayak uçları ile basılmalıdır. Eğer ayaklar basamaklara tamamen koyulursa gövde kayaya yapışır ve dağcı tehlikeli bir duruma düşer.

            g- Bir tutamağı iki elle birlikte yakalamamalıdır. Bunu yaparsak ve şayet tutamakta koparsa düşmekten kurtulamayız. Tutamaklar parmaklar bitişik kayaya sıkıca dayanmış ve yukarıdan aşağı doğru çekiş yapabilecek biçimde yakalanır. Hiçbir tutamak bulunmazsa el ayası sımsıkı kayaya dayanır ve kollar gerilerek aşağı doğru baskı yapılır. Ufak düzensiz tutamakların bulunduğu kalkerli kayalarda parmaklar tutamağın biçimine uyar. Granitten kayalarda parmak uçları yarıklar içine sokulur. Büyük düzgün tutamaklarda bütün parmaklar tam olarak kayaya yapıştırılır. Böylece daha güvenilir ve az yorucu bir çekiş elde edilir. Tutamaklar çok ufaksa parmak uçları çengel gibi kıvrılarak tutamaklar yakalanabilir. Hatta bazen tırnak uçlarıyla bile denge sağlanabilir. Kaya tırmanışı tekniğinin temellerini öğrenebilmek için yüksek dağlara gitmek gerekmez. Şehir yakınlarındaki kayalıklarda, taş ocaklarında vs. değişik tırmanış biçimlerinin uygulanabileceği 15-20 m yüksekliğinde kaya duvarlar bulunabilir.

            Duvar tırmanışına başlarken;  önce ellerle iki ayrı tutamak yakalanır. Tutamaklar pek yukarıda olmamalı, yüz hizasında en fazla baştan birkaç santimetre yukarıda aranmalıdır. Bundan sora yerden biraz yüksekte basamak aranır ve ayaklar dayanır. Basamaklara daima ayak uçları ile basılmalıdır ve bütün ağırlık bacaklarda olmalıdır. Eller sadece dengeyi korumaya yarar. Vücut dengede  iken örneğin sağ ayak yükseltilir,ellerle denge sağlanırken gövdenin ağırlığı iki ayağa birden aktarılır. Sonra eller yine aynı tutamaklarda kalarak , bu kez sol ayak kaldırılıp sağ ayaktan daha yükseğe konur. Ayaklar ne kadar çok ellere yaklaştırılırsa , o kadar  çok yüksekteki  tutamakları yakalamak olanağı vardır.

 

                        Baca Tırmanışları

            Bacalar geniş ve derin kaya yarıklarıdır. Dağcı bacanın içine girer, gövdesinin değişik bölümleriyle karşıt baskı yaparak yükselir.

            Baca tırmanışı zor ve yorucudur. Baca tırmanışı tamamen Ayırma (Yapışma) ve Dayanma (Karşıt Baskı) Tekniğinin bir kombinasyonundan oluşur. Teknik, tırmanılacak yerin biçimine göre değişir.

            Baca tırmanışında dengenin elde edilmesi için karşıt baskının kesilmemesi gerekir. Bacanın genişliği ne kadar büyükse kuvvet harcaması da o kadar büyüktür. Eğer baca duvarları düz olmayıp da, kayalarda ufak tefek çıkıntılar bulunursa çıkış daha kolaylaşır. Çıkış biçimi bacanın genişliğine bağlıdır. Bununla beraber tırmanış sırasında bacanın genişliği değişir ve tırmanış biçimini de değiştirmek gerekir. Fakat çoğunlukla çıkışa başladıktan sonra durumu değiştirmek çok zor olur. Bunun için çıkışın yönünü bilmek gerekir.

Baca tırmanışı antrenmanı evin kapı ve koridorlarında yapılabilir.

Bacaların Genişliğine Göre Çıkış Tekniği de Değişir

                                                            İNİŞ

            İnişte güvenlik çıkıştakinden daha da çok gereklidir. Dağcı inişe başladığında genellikle yorgun olur. Bu nedenle inişte çok uyanık davranmalıdır.

            Kolay yüz dere yönüne dönük olarak inilir. Gövdenin üst bölümü öne doğru eğik, çömelmiş bir biçimde ve kısa adımlarla inilir. Eller birbirine ve ayaklara yakın olarak kayaya dayanır. Kalçalar hiçbir zaman kayaya değdirilmemeli ve sıçramamalıdır.

            Biraz zor yerlerde yanlamasına inilir. Eller aşağıda bulundurulur. Yandaki elle duvara dayanarak hem denge sağlanır ve hem de tutunulur. Yan dönüldüğü için aşağıdaki tutamak ve basamaklar  kolayca görülür.

            Zor yerlerde yüz duvara dönük olarak inilir. Eller çok alçakta bulundurulmağa çalışılır. Ellerle olabildiği kadar aşağıda ve ayaklara yakın tutamaklar yakalanır. Böylelikle gövde bir yay gibi  bükülerek kayadan uzaklaşmış olur ve aşağıdaki çıkıntılar  da kolayca görülür. Teknik aşağı yukarı  çıkıştakinin aynıdır. İniş sakin,yumuşak yapılmalı fakat pek çok da yavaş olmamalıdır. Çok yavaş iniş gereksiz enerji ve zaman kaybına yol açar.                                    Bacalarda inişte,çıkışta yapılan hareketler aynen tekrarlanarak inilir. Yalnız aynen duvar inişlerinde olduğu gibi eller olabildiği kadar ayakların yanına sarkıtılır. Böylelikle çok alçak bulundurulan ellerle bir iniş fazı devamınca,gövdenin bütün uzunluğu kullanmış olur.

       

                                             

                                                   İPLE İNİŞ

            Duvarların çok dikleştiği ve artık serbest inişin zor, tehlikeli olduğu ve olanaksızlaştığı yerlerde iple iniş yapılır.

            Dağ ipi tam ortasından herhangi bir yere (kaya çıkıntısı,  sikke vb.) sağlam olarak geçirilir. İki ucu aşağıya  sarkıtıldıktan sonra çift ip boyunca iniş yapılır. İniş bittikten sonra ipin  bir ucundan çekilerek dağ ipi aşağıya alınır. İple iniş tekniğine tam olarak uyulursa garantili olarak iniş yapılabilir. Fakat ufacık bir dikkatsizlik çok büyük kazalara neden olabilir. Hayat kaybına neden olabilir.

 

                

         

                                  

                                         Kar ve Buzda Yürüyüş:

                   Yamacın eğilimine karın durumuna göre kramponlu yada kramponsuz gidilir.

Yumuşak Karda:Kramponsuz olarak yürünür.

Derin ve yumuşak karda;önce ayaklar gövdenin bütün ağırlığı bindirilmeden düz olarak batırılır,sonra yere dikkatlice basılarak kar sıkıştırılır ve basamak sağlamlaştırılır. Kazma iyice saplanarak baston gibi kullanılır.

Az ve orta derece eğilimli yerlerde düzenli adımlarla yükselinir. İnişte ise kazma yine baston gibi tutulur. Mümkün olduğu kadar büyük adım atılarak sanki kayar gibi inilir.

Sert karda: Yürüyüş için uygun bir örtü biçimini alan sert karda dikine çıkılırsa ayak burunları kara toslanır. Yan çıkılıyorsa taban kenarlarıyla kara basılır.

           

             

                               RÖPORTAJ

           

Şimdi eski ve deneyimli bir dağcı olan Ersal Akçay’la olan röportajımızı yayımlıyoruz

   

·        Dağcılığa ne zaman,nerede ve nasıl başladınız?

·        1970 yılında, Fatih’te Gelenbevi Orta Okulunda ,Muaffak Uyanık (Türkiye’nin ilk dağcılarından ) kırk tane izciyi kampa götürdü ve orada kaya çalışması yaptı. İkinci sene Seppfrutz isimli bir dağcı ,bir gelişme kampı yaptı.

·        Dağcılık tehlikeli midir?

·        Tehlikeli değildir,kuralları vardır. Bu kurallara uyulduğu sürece tehlike yoktur.

·        Türkiye’deki tırmanması en zor dağ hangisidir?

·        Her dağın değişik zorlukta çıkış rotaları vardır. Çıkışı zor olan yerlerin mutlaka dağın üst kısımlarında bulunması gerekmez. Alçak yerlerde de çıkılması zor olan yerler vardır.

·        Dağcılığa başlamak isteyenler ilk önce hangi malzemeleri almalıdırlar?

·        Ayakkabı,dağcı botu,çadır,uyku tulumu,sırt çantası,mat,anorak.

·        Dağcılık kurallarını bilmek kişiye ne kazandırır?

·        Çevreyi korumak ve doğa içinde yaşama tekniklerini kullanmak için dağcılık kurallarına ihtiyaç vardır.

·        Peki son olarak bu sporla ilgili tavsiye ve mesajlarınız nelerdir?

·        Dağcılık,insanlığı geliştiren keşfetme duygusunun oluştuğu önemli bir spordur.

256
0
0
Yorum Yaz