BİLİNMEYEN DÜNYA

Tarihte dalış ve dalgıçlık

İnsanoğlu ilk çağlardan itibaren suyun altındaki zenginliklerden yararlanabilmek amacıyla sürekli olarak dalışlar yaptı. 1500-1700 yılları arasında ise dalgıçların sualtında kalma sürelerini uzatabilmek amacıyla, içlerinde hava hapseden dalış çantaları geliştirildi. 1715 yılında John Lethb Ridge adlı ingiliz araştırmacı her tarafı kapalı, deriden bir dalgıç elbisesi yaptı. 1808'de Friedrich von Drieberg, dalgıcın sırtında duran ve su üstünden basınçlı hava veren bir-kutuda-bir-ses cihazını icat etti. Triton denen bu cihaz, aslında hiç çalışmadı ama dalmada basınçlı havanın kullanılabileceği fikrinin doğmasına yaradı. 1825 yılında W.H. James adlı bir diğer İngiliz mucit, üzerinde sıkıştırılmış hava taşıyan elbiseyi buldu.

1930’lu yıllarda palet, yüz maskesi ve şnorkel gibi dalış araçlarının geliştirilmesi ile birlikte, serbest dalışlarda büyük artışlar oldu. Fransız denizci Jacpues Yves Cousteau ve Emile Gagnan’ın geliştirmiş oldukları dalış regülatörleri sayesinde, 1943’de dalıcılık tarihinde bir devrim niteliğinde olan tüplü dalışlar başladı.

Dalışlar, zaman içinde ihtiyaçları gidermek için yapılan faaliyetler olmaktan çıkarak, sportif bir hobi kimliğine büründü. 1959’a kadar sadece ilgili kişiler tarafından sistematik olarak sürdürülen dalışlar, bu tarihten sonra uluslararası dalma sporu derneklerinin kurulması ile birlikte sportif amaçlarla düzenlenmeye başladı.

1958 yılında kurulan Dünya Sualtı Aktiviteleri Konfederasyonu (CMAS), sualtı sporlarının dünya çapında otorite kuruluşudur. Ülkemizde sualtı sporları geniş anlamda 1950’den sonra başladı. Türkiye’de sualtında öncülük eden ve dünyada da ilkler arasında yer alan Caddebostan Balıkadamlar Spor Klübü, 8 Mayıs 1954 tarihinde İdris Başaraner ve Yusuf Ziya İnan’ın girişimleriyle Balıkadamlar Spor Kulübü adıyla kuruldu. Bu kulüpte her yıl açılan balıkadam yetiştirme kursları ile yılda 200’e yakın kişi balıkadam olmakta ve aldıkları ilk ulusal bröve olan BSK brövesi ile dünyanın her yerinde rahatlıkla dalabilmektedirler.

 

Dalmak özgürlüktür...


Mavi dünyanın gizemli, rengarenk ve çeşitli canlılarla dolu derinliklerinin gizemini scuba sayesinde aralayabilirsiniz... Denizin derin mavisiyle kucaklaşıp karaya çıkanlar, scuba’yı (aletli dalışı) dostluğun ve beraberliğin sıcak duygularla yaşandığı, farklı yaşamların ve ortamın görülebildiği bir spor dalı olarak anlatırlar.

Son yıllarda ülkemizde de hayli yaygınlaşan bu spor dalı için birçok scuba merkezleri faaliyete geçmiş bulunuyor. Yaklaşık bir haftalık eğitimden sonra, siz de farklı dünyaları keşfetmenin zevkini tadabilir, dalış için çok da verimli sulara sahip olan ülkemizde birçok güzel koy gezebilirsiniz...

 

Gerekli malzemeler

Su altında dalmaya karar vermeden önce, gerekli tüm malzemeleri iyi bilmekte yarar var. Aksi takdirde gereksiz veya eksik malzeme başınıza dert olabilir. Sırasıyla gerekli olan malzemeler;

Sualtı Elbisesi: Dalış için, bahçıvan tulum biçiminde, neopran denilen sıkıştırılmış hava kabarcıklarından oluşan bir tür kumaştan yapılmış sualtı elbisesi kullanılır. Elbisenin bu kumaştan yapılmasının ve dalış sırasında bu elbisenin giyilmesinin nedeni, suyun soğukluğuna ve sualtındaki farklı canlılardan, keskin kaya veya mercanlardan gelebilecek zarara karşı vücudu korumaktır.

Yelek-ceket (BC): Herhangi bir tehlike anında veya dalış öncesi ve sonrasında su yüzeyinde kalmaya, su altında ağırlığı eşitlemeye yarayan bir tür ağırlık dengeleycidir. Genelde bu tür yelek veya ceketler suda her tür hava ve görüş şartlarında görülmeyi sağlayacak canlı frapan renklerde olur.

Patik: Paletin ayrılmaz bir parçası olan patikler mutlaka paletle birlikte alınmalıdır. Patikler, kıyıdan yapılan dalışlarda bozuk yer şekillerine ve kesici deniz yaratıklarına karşı ayağı koruyarak, tam teçhizatla yürümeyi kolaylaştırır ve bunlarla birlikte kullanılan arkası açık paletler de istenildiği yerde palet giyip çıkarma rahatlığını sağlar.

Regulatör: Tüp içindeki yüksek basınçta sıkıştırılmış soluma havasını, bulunulan derinliğe uygun basınçta kullanmayı sağlayan sualtı ekipmanıdır.

Geyc: Regülatöre veya tüp çıkışlarına bağlanarak tüp üstünde depolanmış havayı kontrol etmek amacıyla kullanılır.

Bıçak: Sualtında meydana gelebilecek, takılma, çarpma veya dolaşma gibi tehlikelerden kurtulmak amacını taşıyan, paslanmaz çelikten yapılmış özel ekipmanlardır.

Derinlik saati: Baramotre saatleri ile çalışan bir sualtı geycidir. Suyun derinliğini okumayı sağlamaktadır. Genellikle karanlık sularda görülebilecek şekilde renkli ve fosforlu olanları tercih edilmelir.

Tüp: Sualtında kullanılacak olan soluma havasını, yüksek basınçta depolamayı sağlayan araçtır. Çelik ve alüminyumdan yapılan, ihtiyaca göre 7, 10, 12, 15, 18, 10x2, 12x2, 15x2 gibi hacimlerde tekli ve çiftli modelleri mevcuttur.

Maske: Sualtında çıplak gözle görüntü bulanık olup, net görülemediğinden dolayı net görebilmek için insan gözü ile su arasına bir hava boşluğu koyarak, bir maske yapılmış ve bu zorluk giderilmiştir. Maskenin asıl amacı gözle su arasındaki hava boşluğunu sağlamasıdır. Dalış maskelerinin çeşitli türleri vardır. İki parça camden oluşanlar, tek parça camlı olanlar, kauçuk veya silikon malzemeden yapılmış olanlar gibi. Tercihiniz çift camlı ve silikon olanlar olmalıdır.

Şnorkel: Şnorkel, su yüzeyindeyken, başımız sualtına bakar vaziyette, kafamızı kaldırmadan nefes almamızı sağlayan kıvrık bir borudur. Aletsiz dalışın vazgeçilmez elemanı olan şnorkel, aletli dalışta ise kıyıdan dalış noktasına yüzerken tüpteki havayı kullanmadan nefes almayı sağlar. Maskenin sol tarafına takılmalıdır.

Ağırlık kemeri: Vücudun ve dalış ekipmanlarının yüzerliliğini ortadan kaldırmak için kullanılır. Uzunluğu ve toka sistemi, gerektiğinde kolayca atilabilabilmesine olanak sağlayacak şekilde olmasi gerekir.

Palet: Su içinde normalden daha hızlı hareket edebilmek için paletler geliştirilmiştir. Paletler, arkası kapalı ve arkası açık olarak ikiye ayrılır. Arkası kapalı paletler daha çok serbest dalışlarda kullanılırlar.

 

Scuba eğitimi

Dalış eğitimi deyince aklınıza öyle uzun aylar boyunca kursa gidip bilgiler alacağınız bir eğitim gelmesin. Yaklaşık bir haftalık süren bir kurstan sonra başarılı olduğunuz takdirde dalış brövenizi alabilirsiniz.

Eğitim almaya karar verdiğinizde öncelikle dalış eğitim merkezleriyle bağlantı kurmanız gerekiyor. Dalış eğitimi iki aşmada gerçekleşuyor; teorik ve pratik. Teorik derslerde dalışın temel kuralları, kullanılan ekipmanlar, sualtında karşılaşılabilecek sorunlar, ilkyardım uygulamaları, derinlik ve zaman hesapları gibi önemli bilgiler öğretiliyor.

Ardından teorik derslerde öğrenilen konular, pratikte uygulamaya konuluyor. Önce sığ su çalışmaları yapılarak kursiyeler suya alışkanlık kazandırıloyor. Sığ su çalışmasının amacı kişinin kendini güvenli bir ortamda hissetmesi ve dalış ortamına uyum sağlamasıdır. Ardından kursun amacına yönelik minimum dört deniz dalışı (sualtı becerileri dahil) gerçekleştirilir. Genel olarak bir günde iki dalış yapılır. Bu derslerden sonra kendinizi derin maviliklere bırakabilirsiniz. Ancak kesinlikle yalnız dalış yapmayın.

 

Dikkate alınması gereken noktalar

Birçok sportif aktivitede olduğu gibi sualtı sporunda da uyulması veya dikkat edilmesi gereken birtakım kurallar vardır. Ancak öncelikle scuba eğitimi alan biriyseniz veya eğitim almayı düşünüyorsanız mutlaka yıllık sağlık muayenesinden geçmeyi ihmal etmeyin.

Özellikle herhangi bir sebepten dolayı ilaç kullanıyor veya halen daha yan etkileri bulunan bir ilaç tedavisi altındaysanız dalmanız iyi olmaz. Daha önce kalp krizi veya bir kalp rahatsızlığı geçirdiyseniz de sualtında büyük risk içinde olabileceğinizden dolayı dalmak akıllıca değildir. Ancak bunun için dokturunuzla ve eğitmeninizle konuşmanızda yarar var. Onlar sizin için en iyisine karar vereceklerdir. Aynı şekilde kulak veya sinüs rahatsızlıkları durumunda veya şeker hastalığı, panik atak, yüksek tansiyon, sara, astım ve diğer akciğer rahatsızlıkları scuba yapacaklar için büyük tehlike nedeni olabilir.

Scuba, sualtında bir tür hareket sporu olduğundan dolayı dalış öncesinde enerjinizi azaltacak hareketlerden kaçınmaya özen gösterin. Aksi takdirde sualtında hareket edebilecek gücü kendinizde bulamayabilir ve daha yeni yeni derin mavilikleri keşfetmek üzereyken devam edemeyeblirsiniz. Ayrıca dalış öncesinde gazlı yiyecek ve içecekler yemeniz de dalış sırasında midenizi rahatsız edip, su yüzeyine normalden erken çıkmanıze sebebiyet verebilir.

Eğer kendinizi formda hisetmiyorsanız kesinlikle dalmayın. Önemli bir diğer nokta da hamilelerin dalışıdır. Bebek bekleyen adayların dalması konusunda kesin herhangi bir şey denmiyorsa da sualtında giyilen dar elbise ve nefes alma şartları nedeniyle, dalış bebeğe de anne adayına da zarar verebilir. Son olarak dalışa geçmeden önce tüm ekipmanınızın tam ve hasarsız olduğunu mutlaka kontrol edin.

 

Türkiye’deki dalış noktaları

Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’miz, dalgıçlara çok geniş olanaklar sunar. Ülkemiz, etrafındaki denizleri sayesinde çok geniş dalış alanlarına sahiptir. En iyi dalışlar, az dalınan, kirliliğin olmadığı ve akıntılı sularda görülmektedir. Bodrum ve dalış noktaları olan Köçek ve Kargı adası derinlikleri ile Kalkan, İzmir Datça, Mersin ve İzmir en iyi örnek dalış alanlarıdır.

ANTALYA

Kemer
Ülkemizin en çok dalış okullarının bulunduğu bu dünyaca ünlü turistik beldemiz, bünyesinde çeşitli dalış alternatifleri bulundurmaktadır. Hemen Antalya liman girişinde bulunan Fransız askeri nakliye gemisi 20-32 metre derinliklerde yatmaktadır, genelde bulanık olan su batık meraklıları için çok ilginçtir. Kemer Marinası açıklarında 33 metre kumluk dipte yatan Paris Batığı, her dalıcının ziyaret etmesi gereken bir batıktır. Tekirova açıklarındaki İç Adalar çeşitli dalış türlerini gerçekleştirilebildiği bir bölgedir. Bölgenin zengin bir dalış noktası olan kanyonda iri vatozlar ve her çeşit balık görülebilir. İç adalar, mağara dalışı için de idealdir. Ağustos ve eylül aylarında, orkinos sürüleriyle karşılaşıldığı gibi fok balığına da rastlanabilir. Yine bu sular makro ve gece fotoğrafçılığı için harikadır. Kıyı sularda yunuslarla her an karşılaşılabilir.

Kalkan
Advance dalıcılara yönelik olan Kalkan suları, ciddi dalışlar yapıp form tutmak isteyenler için idealdir. Akıntı, sert rüzgar, duvar dalışı, macro hayat, pelajik, batıklar bölgenin dalış zenginlikleridir. 30'lu metrelerde yüzlerce ıskarmoz, orfozların akıntıda durabilme becerileri seyredilmeye değerdir. Kaplumbağa, orkinos, vatos, köpekbalığı görülebilecek deniz canlıları arasındadır. Patara kanyonu, mercan ve sünger çeşitleriyle süslüdür. 11 metreden 132 metreye inen fener duvarı, oldukça canlı ve renklidir. Öksüz Ada ise köpekbalığı ailesinden keler balıklarını barındırır.

B-24 Amerikan Savaş Uçağı Batığı
Antalya'nın Manavgat ilçesi yakınlarında, 200 m açıkta yatan batık, 1944 yılında Romanya üzerindeki bombalama görevini yerine getirdikten sonra Kıbrıs'taki üssüne dönmek üzere hareket eden "Hadley's Harem" isimli B-24 tipi Amerikan savaş uçağına aittir.

Uluburun Antik Batığı
Kaş ilçesinin 8.5 kilometre güneydoğusunda uzanmakta olan Uluburun'un doğu kıyısından 60 metre açıkta yatan batık M.Ö. 14. yüzyıla ait bir yük gemisi kalıntılarıdır. 1984 yılında başlanılan dalışlar sonucu geminin 61 metre derinliğe kadar yuvalanmış, eşsiz yükü gün yüzüne çıkartılmıştır. Çıkarılan eserler günümüzde Bodrum sualtı arkeoloji müzesinde sergilenmektedir.

Gelidonya Antik Batığı
Antalya körfezinin batı ucunda bulunan Gelidonya batığı, bugünkü adıyla Taşlık burnunun yakınında seyrederken kayalara çarparak batan bir yük gemisine aittir. 26-28 metre derinlikte bulunan batığa 1960 yılında yapılan araştırma dalışlarıda, geminin M.Ö. 13. yüzyıl sonlarına ait olduğu saptanmıştır.

Fransız (Sosyete) Batığı
Antalya yat limanının 1 km açığında, şamandıranın altında yatan batık, 1942 yılında savaş sırasında batırılan "San Didier" adlı Fransız savaş gemisine aittir. 1946 ve 1974 yıllarında yapılan çalışmalarda geminin içindeki yükün büyük bir bölümü çıkarılmıştır. Hastane destek gemisi görünümünde olan bu geminin içinde cephane ve çöl şartlarını uygun arabalar bulunmaktaydı. Kamufle edilebilmesi için personelin üniforma giymemesi ve balıkçıların yardımları sırasında gemideki insanların şahsi malzemelerini de yanlarında taşımaya gayret etmeleri halk arasında geminin adının "Sosyete batığı" olarak kalmasına neden olmuştur. Bugün üzerinde pek bir şeyin kalmadığı batık yine de dalgıçlarının ilgisini çekmeye devam etmektedir. Dalış yapabilmek için Antalya valiliği ve Deniz Polisi Şube Müdürlüğünden izin almak gerekir.

Falezler
Antalya'nın iki büyük plajı olan Lara ve Konyaaltı arasında kalan bölgede karadan dalış için elverişli noktalara sahiptir. Falez oluşumları 14 metreden 25 metre derinliğe kadar inerler. İlk 20 m. ilgi çekicidir. Giriş kolaylığı açısından tercih edilen yerlerden biri Konyaaltı plajına inen varyantın altıdır. Bu bölgede kayalık kesim 25 metreye kadar iner ve suyun altında falezleri ve üzerindeki canlı yaşamını görmeye imkan kılar.

Sıçan Adası
Antalya limanına birkaç kilometre uzaklıkta olan bu küçük ada dalgıçların ilgisini çeken diğer bir bölgedir. Sahile bakan batı yakası sığ bir derinliğe sahip olup (maksimum 8 metre) dip yapısı genelde kumdur. En ilgi çekici bölümü kuzeydoğu yakasıdır ve kayalık dip yapısı 22 metreye kadar inmektedir. Aynı zamanda doğusunda ufak bir mağaranın olması dalıcılar için hoş bir sürprizdir.

Kaş Uçak Batığı
İkinci Dünya Savaşı sırasında henüz belirlenemeyen bir nedenden dolayı Meis adası yakınlarında batan üç pervaneli İtalyan savaş uçağı 57 metrede görülmeye başlamakta ve kuyrukla diğer metal parçaları meyil nedeniyle 70 metre derinliğe kadar uzanmaktadır. Enkazın etrafında patlamış ve hala aktif olduğu tahmin edilen cephaneler bulunmaktadır.

Üç Adalar
Tekirova'nın açıklarında bulunan küçük adalardan oluşmuş bir dalış bölgesidir. Etrafında birçok dalış bölgesinin bulunması, çok çeşitli derinliklere sahip olması dip yapısının Antalya'ya oranla zengin olması, görüş netliği ve bir çok dalış merkezine yakınlığı nedeniyle en popüler dalış bölgelerinin içinde yer alır. Kemer yat limanından aşağı yukarı 45 dakika mesafededir.

Gök Mağarası
Finike'de bulunan Gök Mağarası, Asya'nın dalışı yapılmış en derin mağaralarından biridir. Mağaradan çıkan tatlı su 15 metre derinlikten sonra suyla karışır. Geniş bir koridorla dibe doğru inen mağarada sarkıtların bulunması daha önceden kuru olduğunun işaretlerindendir.

Paris Batığı
Kemer yat limanından 1,5 km kadar açıkta kum bir zemin üzerinde, 25 metre derinlikte yatan batık İkinci Dünya Savaşı sırasında batan bir Fransız yük gemisine aittir. 1896 yılında yapıldığı tahmin edilen gemi 3 güverte ve iki ambara sahiptir. Ambarlardaki birbirine kaynamış cephaneler, orta bölümdeki çini kaplı kısım ilginç noktaları oluşturmaktadır. Son yıllarda dalıcıların bir hayli ilgisini çeken bu batığın bir çok ziyaretçisi bulunmaktadır.

Suluin Mağarası
Antalya platosu traverten bir platodur ve bu platoyu; su, kireç taşlarını eriterek meydana getirmiştir. Bu oluşumun altından birçok tatlı su kaynakları denize karışmaktadır. Kırkgöz mevkiindeki Suluin mağarası, içindeki sarkıt ve dikitlerden dolayı daha önceden kuru olduğu tahmin edilen sualtı mağaralarından birisidir. 1995 yılında yapılan bir araştırmada mağara derinliğinin 83 metreye ulaştığı ve kanallardan daha ilerlendiğinde 45 metre civarı bir derinlikte büyük bir salonun içine girildiği saptanmıştır. Bu salonun duvarları sarkıtlar, traverten havuzlar ve diğer oluşumlarla kaplıdır. Salona giren ve çıkan çok sayıdaki yan kollar olduğu yapılan araştırma dalışlarında görülmüştür.

BALIKESİR

Ayvalık
Bir rivayete göre kayıp Atlantis'in yer aldığı yer olan Ayvalık, eşsiz dalış olanaklarına sahiptir. Güneş Adası, Yuvarlak Ada, Kerbela Taşları belli başlı dalış noktalarıdır. En popüler dalış noktası ise, Kız Adası’nın açık denize bakan yanıdır. 19 metre derinlikte başlayan sualtı faunası gerçekten görülmeye değerdir.

MUĞLA

Datça
Ünlü coğrafyacı Strabon'un "Tanrı çok sevdiği kulunu ömürlü olsun diye Datça yarım adasına gönderir" dediği Datça'da harika dalış alanları bulunmaktadır. Kara incir açıklarında bulunan irili ufaklı adacıklar etrafında, 10-40 metre arasında köpekbalığı, yunus, Akdeniz Foku, kovuk içlerinde 3-4 müren bir arada görülebilir. Datça yat limanına sonradan bağlanmış olan küçük bir adacık olan Esen ada uygun dalış noktalarına sahiptir.

Marmaris
52 Dalış noktası ve çeşitli antik kalıntıların yer aldığı Marmaris'in derinlikleri her dalıcıyı mutlu edecek çeşitlilikler içerir. Dış boğaz'da, 33 metrede Rodos, Kütük Burnu, Cennet Adası, Kadırga Feneri, Kargı Adası başlıca dalış noktalarıdır. Cennet adası yamaçlarından yapacağınız duvar dalışında derinliğe dikkat edilmelidir. Duvarın üstü, birbirinden güzel bitki ve macro yaşamın barınağıdır.

Bodrum
Dünyanın sayılı sualtı müzelerinden birini barındıran Bodrum bütün güzellikleri yanında sualtı turizminde Türkiye'nin dışarıya açılan penceresidir. Bodrum’un doğusundaki Orak adası derinliği, mağaraları, rengarenk süngerleri ve 100 metreyi geçen doğu duvarıyla bir dalış cennetidir. Sığ yerlerdeki taş formasyonu da ayrı bir güzelliktir. Oraklar tüm bir dalış gününü alacak zenginliğe sahiptir. Antik kalıntıya da rastlanabilen Kargı ve Köçek adalarının 20-30 m derinlikleri, makro fotoğrafçılık için uygun irili ufaklı pek çok canlı barındırmaktadır. Köçek adası yolunda bulunan 19 metredeki resif' dalınması gereken bir noktadır. Bu resifte avlanma yapılmadığı zamanlar her türlü canlıyı görebilirsiniz. Çatal adası ve karşı sığlıklar, Gemitaşı bahçesinin kıyıları dalış için ilginç noktalardır.

ÇANAKKALE

Saros
İstanbul'a yakınlığı dolayısıyla dalıcıların gözdesi olan Saros, dalıcıların ilgisini çekecek batıklarla doludur. Çanakkale boğazının çıkışındaki Kaptan Franko, Saros körfezinde Kemiklinin açığında 30 metrede yatan Lundy dalınabilecek batıklardandır. Boğazda 15 ile 30 metre derinliklerde yeni eski her türlü kalıntıyla karşılaşılabilir. Siyah mercan da dahil olmak üzere sualtı faunası oldukça zengindir. Ancak akıntıya dikkat edilmelidir.

Gökçeada ve Bozcaada
Her iki adaya da düzenli feribot seferleri yapılmaktadır. Gökçeada'da dalış okulu olmadığından, çevre illerdeki dalış okullarına başvurulmalıdır. Gökçeda'nın Kuzu Limanı'nda Birinci Dünya Savaşı'ndan kalma batık kalıntıları vardır. Mermer Feneri ile Anadolu yakası arasında kalan bölgede araştırma yapılırsa devasa çapalar ve gemi kalıntılarına rastlanabilir. Eşşek adası civarında Orfoz ve Karayer adaları da her türlü canlıyı görülebileceği dalış noktalarıdır. Mermer Burnu, Tuz Burnu'nun güney sahilleri serbest dalıcılık için uygundur. Çanak limanı, Bakla Taşı ve Pınar Dere Gökçeada'nın diğer dalınabilir noktalardır. Pek çok turistik aktivitenin yeraldığı Bozcaada'da dalış okulu da bulunmaktadır. Bozcaada kıyıları keşfedilmeye hazır pek çok dalış noktalarına sahiptir.

MERSİN
Temiz suları ile Mersin, dalıcılara çok farklı olanaklar sunmaktadır. Dana adasının batı burnunda ters dönmüş yük gemisi dalgıçlar tarafından sık ziyaret edilen batıklar arasındadır. Kurt burnu, Fok burnu, kuzey batısında batık bir adanın bulunduğu Dana adası, büyük amphoraların yer aldığı Sıncak Koyu Mersin'in ilginç dalış noktalarıdır.

Yorum Yaz